Peygamber Efendimiz 7'den 70'e herkesin güvendiği bir kişiydi. Adil karar verme konusunda herkesin ilk tercihiydi. Kâbe'nin onarımı yapıldığı sıralarda sıra "Hacerul Esved'i yerine koymaya gelince, taşı kimin yerine koyacağı konusunda tartışma çıktı. Herkes Cennet'ten gelen taşı kendisi yerine koymak istiyordu.

Sonra kendi aralarında bir karar aldılar. Kapıdan giren ilk kişi taşı kimin yerine koyacağına karar verecekti. Kapı açıldı ve Pey gamber Efendimiz içeri girdi. Giren kişinin o olması herkesi memnun etti ve dediler ki: "Bu, güvenilir bir kişidir, onun vereceği karara razı oluruz."

Peygamber Efendimiz , cübbesini çıkarıp yere koydu ve Hace ru'l Esved'i elbisesinin üzerine koydu. Sonra dedi ki: "Her bir uçtan bir kabile reisi tutsun ve hep birlikte Haceru'l Esved'i kaldırın." Bunun üzerine cübbeyi hep birlikte kaldırdılar ve Peygamber Efendimiz elleriyle taşı alıp yerine koydu. Müşrikler Peygamberimizin Islâm'a davetini kabul etmeseler bile onun ne kadar güvenilir ve adil olduğunu bilir, aralarında bir uyuşmazlık çıktığında onu aralarına hakem seçerlerdi.

Güzel Peygamberimiz sadece yetişkinlerin değil, aynı şekilde çocukların ve hayvanların haklarını da gözetir, korurdu.

Bir gün Peygamber Efendimiz Abdullah bin Câfer'i arkasına almış devesiyle birlikte gidiyorlardı. Ensar'dan birinin avlusuna girdiklerinde bir deveyle karşılaştılar. Deve, Peygamber Efendi miz'i görünce inleyip sızlanmaya başladı ve gözlerinden yaşlar aktı. Peygamber Efendimiz devenin yanına gidip gözyaşlarını sildi ve onu sakinleştirdi. Sonra: "Bu devenin sahibi kim?" diye sor du. Ensar'dan bir delikanlı gelerek devenin kendisine ait olduğun söyledi. Efendimiz onu: "Bu hayvanı sana veren Allah'tan korkmuyor musun? Hayvan bana, senin kendisine eziyet ettiğinden ve kendisini yorduğundan yakındı." diye uyardı.

Peygamber Efendimiz yaşadığı çevrede en güvenilir kişiydi. Sadece Müslümanlar değil müşrikler bile uzak yerlere gidecekleri zaman kıymetli eşyalarını Peygamberimiz'e bırakırlardı. Çünkü döndüklerinde bıraktıkları gibi alabileceklerinden eminlerdi. Sadece maddi konularda değil, konuşurken de asla yalan söylemezdi aksine insanlara yalan söylemeyi ve birbirlerini aldatmayı yasaklardı.

Bir gün, Peygamber Efendimiz, Abdullah bin Âmir'in evinde otururken, annesi Abdullah bin Amir'i çağırır ve ona: "Hele bir gel sana ne vereceğim!" der. Peygamberimiz çocuğun annesine: "Çocuğa ne vermek istemiştin?" diye sorar. Annesi: "Ona bir hurma vermek istemiştim" deyince, Peygamber Efendimiz onu: "Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan üzerine bir yalan yazılacak!" diye uyardı. Peygamber Efendimiz çocuklara bile yalan söylenmesine izin vermezdi.

Yorum Yapın

Yapılan Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış