Ridde (Müslüman’ı İslâm’dan Çıkaran Hâller) Üç Kısma Ayrılır

Sunset ignites the mountain range, a glowing inferno of beauty generated by AI

Sözlü Küfür: 

Dil ile hâsıl olan küfürdür. Örneğin; Allâh ile veya O’nun isimleriyle, Peygamberler’le, Melekler’le, Âhiret Günü’yle, Cennet’le alay etmek veya Cehennem’in azâbını hafife almak kişiyi İslâm’dan çıkarır. Yine Allâh ile, Peygamberler’le, Kur’ân-ı Kerîm’le, İslâm dîniyle, İslâm’ın şiârlarıyla, şerîatın emirleriyle alay etmek, küçümsemek, ya da bunlara sövmek kişiyi İslâm’dan çıkarır. Ayrıca bir kimse bir Müslüman’ın dînine veya îmânına söverse İslâm’dan çıkar. 

İ’tikâdî Küfür: 

İnanç ile ilgili olan küfürdür. Örneğin; Allâh’ın varlığından şüphe etmek. O’nun güneş, ay, yıldız, ışık veya rûh gibi bir cisim olduğuna inanmak kişiyi İslâm’dan çıkarır. O’nun gökte olduğuna, herhangi bir mekânda olduğuna veya zatıyla her yerde olduğuna inanmak da kişiyi İslâm’dan çıkarır. Ayrıca Allâh’a acizlik, câhillik, renk ve uzuv (organ) isnâd eden de Müslüman değildir. Allâh hiçbir şeye benzemez, akıl veya fikirle hayâl edilemez. Çünkü insanoğlu aklı ile, yaratılmış olanları hayâl edebilir. Allâh ise yaratandır, yaratılmış değildir. 

Yine Peygamberler’den birisinin Allâh’tan başkasına ibâdet ettiğine, yalan söylediğine, zinâya meylettiğine veya birisine hıyânet edebileceğine inanmak kişiyi İslâm’dan çıkarır. Melekler’den herhangi birisinin Allâh’ın emrine karşı geldiğine, ya da onların kadın olduklarına inanmak, insanı îmândan çıkarır, küfre düşürür. İslâm’dan başka hak din olduğuna inanmak kişiyi îmândan eder, küfre düşürür. Her kim kaderi inkâr eder ve hayrı ve şerri Allâh’ın yaratmadığına inanırsa bu kimse de Müslüman değildir. Hayır ve şer Allâh’ın meşietiyle (dilemesiyle) olur. Ancak Allâh sâdece iyi amelleri sever, râzıdır; kötü amelleri ise sevmez, râzı değildir.

Fiili Küfür: 

Bedenen işlenen küfür demektir. Puta, aya veya güneşe secde etmek fiili küfürlerdendir. Yaratılmışların herhangi birine ibâdet niyetiyle secde etmek küfürdür. Kur’ân-ı Kerîm’i veya içinde Âyetler bulunan takvim yapraklarını bilerek çöpe atmak küfürdür. Ayrıca üzerinde Allâh’ın adının veya herhangi bir dîni yazının bulunduğu bir kağıdı, alay edercesine çöpe atmak veya bilerek bunların üzerine ayakla basmak küfre düşürür. Yine Kur’ân-ı Kerîm’in bir Âyet’ni dahi olsa, idrarla veya necis olan bir şeyle yazmak küfürdür. Bu ve buna benzer hareketleri yapmak insanı küfre düşürür.

Oruçlunun îmân üzere olması, orucun geçerli olmasının şartlarındandır. Küfre düşmek orucu bozan hâllerden birisidir. Kim oruçlu iken küfre düşerse, orucu bozulur. Kişide sözü geçen örneklerden birisi hâsıl olursa, derhal bu küfrü terk edip,
Kelime-i Şehâdet’i söyleyerek İslâm’a girmesi gerekir. Günün kalan kısmında ise orucu bozan şeylerden uzak kalıp hemen bayramdan sonra bu orucu kazâ etmesi gerekir.

ÖNEMLİ HATIRLATMA

Muhterem Müslümanlar!

Peygamberimiz ﷺ buyuruyor ki:

اَلْإِيـمَانُ‭ ‬أَنْ‭ ‬تُؤْمِنَ‭ ‬بِاللهِ‭ ‬وَمَلَائِكَتِهِ‭ ‬وَكُتُبِهِ‭ ‬وَرُسُلِهِ‭ ‬وَالْيَوْمِ‭ ‬الْآخِرِ‭ ‬وَتؤْمِنَ‭ ‬بِالْقَدَرِ‭ ‬خَيْـرِهِ‭ ‬وَشَرِّهِ

Hadîs-i Şerîf’in manasında; Allâh’a, Allâh’ın Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, Âhiret Günü’ne, Kaderin (yaratılmışların) hayrının (iyisinin) ve şerrinin (kötüsünün) Allâh’ın yaratmasıyla olduğuna îmân edilmesi gerektiği bildirilmektedir. (İmâm Müslim)

Allâh’a Îmân Etmek:

Allâh’ın var olduğuna, bunda hiç şüphe olmadığına, eşi ve ortağının olmadığına, başlangıcı ve sonu olmadığına, O’nun hiç bir şeye benzemediğine, akıl ve fikir ile hayal edilemeyeceğine îmân etmek farzdır. 

O’nun hiç kimseye, göğe, yere ve Arş’a muhtaç olmadığına, mekânsız mevcut olduğuna; gök ve yer dâhil, hiç bir yerde bulunmadığına ve Arş’a da oturmadığına îmân etmek gerekir.

Allâh’ın Kelâmı’nın olduğuna, Kelamının harf, ses, lügat (Türkçe, Arapça ve Almanca vb.) veya herhangi bir alet ile olmadığına, O’nun Kelâmı’nın yaratılmışların kelâmına benzemediğine îmân etmek farzdır.

Allâh’ın Hayât’ının olduğuna, hiçbir şeye muhtaç olmadığından dolayı hayatının rûh, kan ve et ile olmadığına, bizim hayâtımıza benzemediğine, ezelî (başlangıçsız) ve ebedî (sonsuz) olduğuna îmân etmek gerekir.

Allâh’ın; en küçük zerreden, en büyük yaratılmış olan Arş’a kadar her şeyi, cisimleri ve fiilleri (amelleri) yoktan vâr ettiğine, Allâh’ın her şeye kâdir olduğuna ve her şeyi bildiğine îmân etmek farzdır.

Her şeyin Allâh’ın irâdesi ile olduğuna, dilediğinin olup, dilemediğinin olmadığına ve O’nun dileğinin değişmediğine îmân etmek farzdır.

Allâh’ın Rasûllerine Îmân Etmek:

Abdullâh’ın oğlu olan Peygamber Efendimiz Muhammed’in ﷺ, insanlara ve cinlere Peygamber olarak gönderildiğine, Mekke’de doğduğuna, orada ikamet ettiği sırada ona ilk vahyin geldiğine ve daha sonra Allâh’ın emri ile Medîne’ye hicret ettiğine îmân etmek farzdır.

Onun, Hicret’ten 10 sene sonra Âişe anamızın evinde vefât ettiğine ve orada defnedildiğine îmân etmek gerekir.

Ayrıca Peygamber Efendimiz’in ﷺ geçmişten ve gelecekten haber verdiği herşeyde sâdık olduğuna îmân etmek farzdır. Çünkü bunların hepsi ona, vahiy yoluyla bildirilmiştir.

Bütün Peygamberler’in Müslüman olduklarına ve insanları İslâm’a davet ettiklerine, yani ilk Peygamber Âdem’den ﷺ son Peygamber Muhammed’e ﷺ kadar gelen bütün Peygamberler’in, insanları İslâm Dîni’ne davet ettiklerine îmân etmek farzdır.

Bütün Peygamberler’in, kendilerine vahiy inmeden önce ve sonra küfürden, büyük günâhlardan ve kıymet düşürücü küçük günâhlardan korunmuş olduklarına, yani doğumlarından ölümlerine kadar, bu gibi hatâlara düşmediklerine îmân etmek farzdır.

Hiçbir Peygamberin yıldıza, aya ve güneşe ibâdet etmediğine, zinâya niyet etmediğine veya zinâya düşmediğine, kadın düşkünü olmadığına ve bir kadınla evlenebilmek uğruna hiç kimseyi öldürtmediğine îmân etmek farzdır.

Hiçbir Peygamber’in vücudunun kurtlanmadığına, kekelemediğine, bütün Peygamberler’in güzel olduğuna, güzel yüzlü olup, güzel konuştuklarına ve güzel bir vücut yapısına sâhip olduklarına îmân etmek farzdır. İbrâhim ﷺ yıldıza, aya veya güneşe ibâdet etmemiştir. O doğduğundan beri Müslümandı, Rabbini tanıyordu ve müşriklerden değildi.

Yûsuf ﷺ zinâya niyet etmemiş ve zinâya düşmemiştir.

Dâvûd ﷺ kadın düşkünü değildi ve bir kadın uğruna hiç kimseyi öldürtmemiştir.

Eyyûb ﷺ tiksindirici, iğrendirici ve kendisinden nefret ettirecek hastalıklara yakalanmamıştır ve vücudu kurtlanmamıştır.

Mûsâ ﷺ kekeme değildi ve konuşması peltek değildi.

Peygamber Efendimiz ﷺ kadın düşkünü değildi.

Allâh’ın Meleklerine Îmân Etmek:

Allâh’ın, Melekleri nûrdan yarattığına, erkek ve kadın olmadıklarına, yemediklerine, içmediklerine, yorulmadıklarına, uyumadıklarına ve evlenmediklerine îmân etmek farzdır.

Hiç bir Meleğin Allâh’a isyân etmediğine ve Allâh’ın bütün emirlerini, eksiksiz yerine getirdiklerine îmân etmek farzdır.

Semâvî Kitaplara Îmân Etmek:

Allâh’ın göndermiş olduğu kitapların tümüne îmân etmek gerekir. Allâh-u Teâlâ 104 kitap göndermiştir. Meşhur olanları şu dört tânesidir: Zebûr, Tevrât, İncîl ve Kur’ân-ı Kerîm. Fakat Kur’ân-ı Kerîm dışındaki kitapların bir kısmı, kâfirler tarafından değiştirilmiş, bir kısmı da yırtılıp yakılmıştır.

Âhiret Gününe Îmân Etmek:

Âhiret ve Kıyâmet Gününe îmân etmen farzdır. Kıyâmet Günü ölülerin kabirlerinden kalkmasıyla başlar ve Cennet ehlinin Cennet’e, Cehennem ehlinin de Cehennem’e girmesiyle son bulur.

Âhiret’e îmân etmek farzdır. Ayrıca bu süreçte hâsıl olacak; dirilişe, haşra, hesâba, Sırât’a, Mizân’a, sevâba, azâba, Cennet’e, Cehennem’e, şefâate ve Cennet ehlinin, kendileri Cennet’teyken Allâh’ı mekânsız, şekilsiz, mesâfesiz, yönsüz ve benzersiz olarak göreceklerine îmân etmek farzdır.

Yazı gezinmesi

Mobil sürümden çık