ALLÂH HER ŞEYİ BİLENDİR

Bütün Müslümanlar Allâh-u Teâlâ’nın her şeyi bilen olduğuna ittifak etmişlerdir. Bunu Kurân-ı Kerîm de net bir şekilde ifade etmektedir. Allâh-u Teâlâ En-Neml Sûresi’nin 65. Âyet-i Kerîmesi’nde şöyle buyuruyor:

قُل لَّا يَعْلَمُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ الْغَيْبَ إِلَّا اللَّهُ

Mânâsı: “De ki: Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, gaybı ancak Allâh bilir.”

El-Enfâl Sûresi’nin 66. Âyet-i Kerîmesi’nde Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

 اَلْئٰنَ خَفَّفَ اللهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ ف۪يكُمْ ضَعْفًا فَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائةٌ صَاِبِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ يَغْلِبُوا اَلْفَيْنِ ِبِاِذْنِ اللهِ وَاللهُ مَعَ الصَّاِبِر۪ينَ

Bu Âyet-i Kerîmeler’in tamamı “Allâh her şeyi bilendir” anlamındadır.

İmâm Ebû Mansûr El-Mâturîdî “Te’vîlâtu Ehl-i’s Sünneh“ tefsîrinde buyurdu ki:

Allâh-u Teâlâ Muhammed Sûresi’nin 31. Âyet-i Kerîmesi’nde buyurdu ki:

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتّٰى نَعْلَمَ الْمُجَاهِد۪ينَ مِنْكُمْ وَالصَّاِبِر۪ينَ

Mânâsı: “Andolsun ki, biz içinizden cihâd edenlerle sabredenlerin ortaya çıkması ve yaptıklarınızla ilgili haberlerin kendi aranızda izhâr olunması için size belalar indireceğiz.”

Allâh, kullarına kimin sabırlı olup kimin sabırlı olmadığını bizzat kendileri görsün ve şâhit olsunlar diye musibetler verir.

Allâh-u Teâlâ ezelî ilmiyle her şeyi bilendir.

O, kimin sabırlı olup kimin sabırlı olmadığını da bilendir.

Aynı şekilde bir kimse derse ki: “Allâh bir şey hâsıl olmadan (henüz gerçekleşmeden) onu bilemez, ancak hâsıl olduktan sonra onu bilir” bu kişi Müminlerden değildir. Çünkü Allâh’a cahilliği nispet etmiş olur.

İmâm Ebû Cafer Et-Tahâvî (Ahmed İbn Selâme) ‘Tahaviyye Akidesi’nde buyurdu ki:

“Allâh-u Teâlâ Cennet’e girecek kimseleri ve onların sayısını bilir. Cehennem’e girecek kimseleri ve onların sayılarını da bilir. Bunların sayıları ne azalır ne de çoğalır. Allâh-u Teâlâ ezelî ilmiyle bütün kullarının dünyadaki fiillerinden ve yapacaklarından haberdardır.”

İmâm Abdullâh El-Herarî Hocaefendi “İzharu’l Akîdeti’s Sünniyyeh Bi Şerhi Akîdeti’t Tahâviyyeh” adlı kitabında buyuruyor ki:

“Allâh’ın, mahlûkatlarını yaratmadan önce onların yapacaklarını bilmemesi imkânsızdır.”

Allâh’ın herhangi bir şeyi bilmediğini söylemek, Allâh’a bilgisizliği yani cahilliği nispet etmektir. Ezelî olan hakkında cahil demek muhâldir (imkânsızdır). Çünkü Allâh-u Teâlâ ezelî ve ebedî olan ilimle mevsuftur. Dolayısıyla Allâh’ın ezelî ilmiyle mahlûkâtlarında neyin hâsıl olacağını bildiği sabittir.

İmâm Buhârî, El-Beyhakî ve İbnu’l Cârûd’un rivâyet ettiği Hadîs-i Şerîf’te; Allâh’ın Kalem’e, Levh-i Mahfûz’a her şeyi (Kıyâmet’e kadar neler olacağını) yazmasını emrettiği geçmektedir. Bu da Allâh’ın her şeyi bildiğine ve O’na cahilliğin nispet edilemeyeceğine delildir.

Her kim: “Allâh geleceği bilemez” veya “Allâh her şeyi bilemez” derse, bu kişi Allâh’ı yaratılmışlara benzetmiş olur. Nasıl ki onlar geleceği bilemezlerse, Allâh da geleceği bilemez demiş olur. Bunu söyleyen kimse Allâh’ı tanımamıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir