ALLÂH EL-EVVEL’DİR, BAŞLANGICI YOKTUR

Allâh’ ın varlığının başlangıcının olmadığına imân etmek farzdır. Allâh’ın ezeli oluşu, üzerinden çokça zaman geçmesi olarak anlaşılmamalıdır. Çünkü bir şeyin üzerinden çok zaman geçmesi, varlığının zaman ile değerlendirilmesi, varlığının başlangıcı her ne kadar eski olsa da o şeyin muhdes (sonradan var olan) olduğu, onun yokluktan varlığa geçişte bir yaratana ihtiyaç duyduğuna dair kesin ve net bir ispattır.

Allâh’ın ezeli oluşu zaman ile sınırlandırılamaz. Çünkü “zaman” kavramı da yaratıktır. Zaman kavramının da yaratıcısı, yoktan var edicisi Allâh’tır. Zaman kavramı ancak yaratılmışlar üzerinde cereyan eder. Dolayısıyla Yaradan, yoktan var eden Yüce Allâh, zaman ile vasıflanamaz. Yaratılmış bir şey olan zaman ile sıfatlandırılamaz.

Allâh’ın ezeli olduğu konusunda aklî delil verecek olursak: Eğer Allâh “Ezeli”, yani “Kadîm” olmasaydı “Hadis”, yani sonradan var olan olurdu. Sonradan var olan ise kendisini yokluktan var edene muhtaçtır. Var olmak için bir başkasına ihtiyaç duyan ise zayıftır, acizdir. Aciz olan da “Yaratıcı” olamaz.

Bu konudaki naklî delilimiz ise El Hadid sûresinin 3. âyetine meâlen geçen “ O evveldir”, yani varlığının başlangıcı yoktur.

İmam Tirmizi ve İmam Beyhakî’nin rivâyet ettiği bir hadiste, Peygamber Efendimizin Allâh’ın isimleri ile alâkalı konuşurken “El Evvel” ismini zikrettiği nakletmiştir.

Allâh’ın ezeli olduğuna ve ezelde O’ndan başka hiçbir şeyin olmadığına dair delil ise şudur: İmam Buharî’nin Sahih’inin “Bed’ul Halk” bölümünde geçen bir rivâyette Efendimiz meâlen şöyle buyurmuştur:  “Allâh var idi O’ndan başka hiçbir şey yok idi.”  Bu hadis konusunda küçük bir mülâhaza yapacak olursak, Peygamber Efendimiz demek istiyor ki; “Allâh, ezelde vardı ve O’nunla beraber ne zaman, ne mekân, ne Arş, ne Kursî, ne yerler, ne gökler, ne insanoğlu ne cinler ne melekler ne de su vardı. Kısaca Allâh haricinde her şeyin bir başlangıcı vardır. Allâh hakkında yokluktan varlık âlemine girmek Kur’ân ve hadis ışığında da selim olan akıl doğrultusunda da imkânsızdır.

Sonradan var olan bazı şeyleri ele alalım;

*Sonradan var olan her şeyin kendine has özellikleri de sonradan var olmuştur.

*Sonradan var olan her şeyin bir miktarı ve var oluş zamanı vardır.

*Sonradan var olan her şeyin varlık âleminde olmadığı bir zaman dilimi vardır.

*Sonradan var olan her şeyin yok olması da aklen mümkündür.

 

Yukarıda saymış olduğumuz örnekleri incelersek, bunların hiçbirinin yüce Allâh hakkında kullanılamayacağını görürüz.

Allâh hakkında “El Kadim” ve “El Evvel” dediğimiz zaman, bu ibare mutlak mânâdadır. Ancak nisbî mânâda yaratılmışlar hakkında “Evvel” dendiği zaman, Allâh hakkında kullanılan  “El Evvel” mânâsına gelmez.

El-En’âm sûresinde âyetin anlamında Peygamber Efendimizin ifade ettiği; “Ben Müslümanların ilkiyim, evveliyim” ifadesi “nisbî” mânâdadır. Yani bu zamandakiler, arasındakilerin ilkiyim anlamı taşımaktadır. Çünkü Peygamber Efendimiz zamanında insanlar arasında İslâm’a tabii olan, Müslüman olan yok idi. Dolayısıyla vahiy inmeye başladığı an Efendimizden başka Müslüman da yoktu. İslâm, insanlar arasında kesilmiş, Arap yarımadasındaki Araplar putlara, Farisiler ateşe, diğer bölgelerdeki kabileler çeşitli şeylere haksızca ibadet ediyorlardı.

Yukarıda beyan ettiğimiz bilgiler doğrultusunda ortaya çıkan sonuç ve gerçeklik şudur ki; bazı felsefecilerin iddia ettiği “âlemin cinsi veya kendisinin ezeli olduğu” veya “Arş’ın varlığının başlangıcının olmadığı” iddiaları tamamen asılsızdır. Bu iddialar hem Kur’ân’a hem sünnete hem de selim olan akla terstir. İslâm düşmanlarının çoğaldığı, hurafelerin kol gezdiği bu zamanda Ehlisünnet âlimlerinin katışıksız, senetli ilimlerine yapışmalı, onlardan ilim alma ve bu ilmi yayma konusunda himmet sahibi olunmalıdır.

 

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir