AKÎDE ÜZERİNE BİR MÜLAHAZA

Mekândan, zamandan, cüz ve parçalardan münezzeh olan Allâh’a hamd olsun. Yüce Allâh’ı tenzih bayrağını kaldıran ve Allâh hakkında teşbih, tecsim gibi akılları bulandıran sözleri alaşağı eden Efendimiz Muhammed’eﷺ, Onun âline, ashabına ve Kıyamete kadar bağlılarına salât ve selâm olsun.

 

Bu yazımız her Müslüman mükellefin bilmesi gereken farz-ı ayn olan Ehli Sünnetin itikad bilgilerinin bir kısmından oluşmaktadır. Ehl-i Sünnet âlimleri bu itikad bilgilerinin öğrenilmesinin, en büyük farzlardan olan namazdan ve oruçtan dahi önce geldiğini ittifak ile bildirmişlerdir. İnsanın yaptığı ibadetlerin, salih amellerinin Allâh nezdinde kabul olunması için bu insanın her şeyden evvel Müslüman olması gerekmektedir. Müslüman olmanın tek ve biricik şartı da sahih olan Ehli Sünnet itikadına sahip olmaktır.

 

Kur’ân-ı Kerîm’deki birâyetin manası şöyledir: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur, O hakkıyla işiten, layıkıyla görendir.” (Eş-Şurâ). Bir başka âyet-i celileninde manası şöyledir:   “En kâmil sıfatlar O’nundur; O azizdir, hakîmdir.” (El-Alâ. Yine bir başka âyet-i celileninde manasışöyledir: “Deki;Allâhbirdir. Allâh hiçbir şeye muhtaç değildir ama her şey O’na muhtaçtır. O doğmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’nun eşi, benzeri ve dengi değildir.” ( El-İhlâs)  Bir diğer âyet-i celileninmanası da şöyledir: “O ilktir, öncesi yoktur; sondur, nihâyeti yoktur; zahirdir, her şey O’na delalet eder; batındır, zatının hakikatini kendisinden başka kimse bilmez; O her şeyi bilendir.” ( El-Hadid)

 

Rasûlullâhﷺİmam Buhari’nin rivâyet ettiği bir hadisi şerifinde meâlen;“Hiçbir şey yok iken Allâh vardı ve O’nun Arş’ı su üzerindeydi. O, her şeyi Levh-i Mahfuza yazmış, sonrada yerleri ve gökleri yaratmıştır.” buyurmuştur. İmamBeyhaki’nin rivâyet ettiği diğer bir hadisi şerifinde ise Efendimiz ﷺ  meâlen şöyle buyuruyor: “Allâh’ım, Sen kendinden önce hiçbir şeyin bulunmadığı ilk ve ezeli bir varlıksın. Öyle bir zahirsin ki, senin üstünde hiçbir şey yoktur. Ve Sen öyle bir batınsın ki senin altında hiçbir şey yoktur.”

 

Allâh-u Teâlâ’nın mahlûkata asla benzemediği ve O’nun teşbihten büsbütün uzak olduğu hakkında ulemanın söylediği sözlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

 

Ebubekir Sıddık Radıyallâhu Anh Efendimiz şöyle buyurmuştur;“Hamd olsun Allâh’a ki O, mahlûkatının, kendi zâtının hakîkatini bilmelerine izin vermemiştir; kullar O’nun zâtının hakîkatini bilmekten acizdirler.” ( El-İcabe fil icabe/İmam Herari)

 

Yine Ebubekir Sıddık Radıyallâhu Anh Efendimiz şöyle buyurmuştur; “Bir takım şeyleri anlayamadığını kabul ve itiraf etmek de bir anlayıştır, Allâh’ın zâtından bahsetmek ise küfür ve şirktir.” ( Es-SiratulMustakim / İmam Abderi)

Abdullâh İbni Abbas Radıyallâhu Anh Efendimiz şöyle buyuruyor;”Allâh’ın yarattığı şeyler hakkında düşünün, kafa yorun ki imânınız artsın. Allâh’ın zâtı hakkında düşünmeyin, sonra helâk olursunuz.” (El İtikad/İmam Beyhaki)

 

İmam Ali bin Ebu Talib Radıyallâhu Anh Efendimiz şöyle buyuruyor; “Mekân yok iken Allâh vardı. O, mekânı yarattıktan sonra da mekânsızdır.” (El Fark Beynel Firak/ İmam Ebu Mansurul Bağdadi)

 

Yine İmam Ali bin Ebu Talib Radıyallâhu Anh Efendimiz şöyle buyuruyor; “Allâh-uTeâlâArş’ı, kudretini izhar etmek için yaratmıştır; yoksa zâtına mekân olarak yaratmış değildir.” (El- Esma Vessifat/İmam Beyhaki)

 

Yine İmam Ali bin Ebu Talib Radıyallâhu Anh Efendimiz şöyle buyuruyor; “Allâh’ın sınırla çevrelenmiş olduğunu iddia edenler yaratanını bilmeyenlerdir.”

( Hilyetul Evliye / İmam Abu Nuayim)

 

Zeynel Abidin El-Hüseyin Radıyallâhu Anh Efendimiz şöyle buyuruyor;“Rabbim Allâh’tır; Kendisinden başka İlâh yoktur. O bir sınırla çevrili değildir ki kendisine sınır tayin olunsun. O dokunulacak, hissolunacak ve tutulacak bir varlık değildir.” (Er-Risale Es-Seccadiyye)

 

İmam Cafer-i Sadık Radıyallâhu Anh Efendimizşöyle buyuruyor:“Allâh’ın bir şeyin içinde veya bir şeyin üzerinde olduğunu yahut bir şeyden meydana geldiğini söyleyenler Allâh’a şirk koşmuş olurlar ve bu gibi kimselerin tevhid inancı boşa gitmiş olur; çünkü Allâh eğer bir şeyin içinde olsaydı sınırla çevrelenmiş olurdu. Eğer Allâh, bir şeyin üzerinde olsaydı o şey tarafından taşınmış ve yüklenilmiş olurdu. Eğer Allâh bir şeyden meydana gelseydi, mahluk olmuş, sonradan meydana gelmiş olurdu. Hâlbuki O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.”( El-Burhan El-Mueyyed / İmam Ahmed Er-Rifaii)

 

İmam Ebu Hanife Radıyallâhu Anh Efendimiz de El Fıkhul Ekber adlı kitabında, “Yaratan, kendi yarattığına benzer mi hiç?” buyuruyor.

 

Yine İmam Ebu Hanife Radıyallâhu Anh Efendimiz El Fıkhul Ekber adlı kitabında, “Aslına bakarsanız en büyük fıkıh (fıkhıl ekber) tevhidin esasları ile itikad ve imânla alâkalı hususlardır.”buyurmuştur.

 

İmam Ebu Hanife Radıyallâhu Anh Efendimiz, bir başka kitabı olan El Fıkhul Ebsat’ta; “Bilmem ki Allâh yerde midir, yoksa gökte midir? diyen bir kimse kâfir olur. Çünkü bunu söyleyen kimse Allâh’ın yer veya gökten herhangi birini mekân edindiğine inanıyor demektir.”buyurmuştur.

 

Yine İmam Ebu Hanife RadıyallâhuAnh Efendimiz El-Vasiyye adlı kitabında ise, şöyle buyuruyor: “Allâh-uTeâlâ’nın sıfatlarının sonradan meydana geldiğini söyleyenler veya bu hususta şüphe eden yahut duraksayanlar kâfir olurlar.”

 

İmam Şafîi Radıyallâhu Anh Efendimiz buyuruyor ki, “Şundan önce bunu, yani fer’i olan fıkıh ilimlerinden önce tevhid (akaîd) ilmini sağlam bir şekilde öğrendik.”(İbni Asakir’in Risalesinden).

 

Yine İmam Şafîi Radıyallâhu Anh Efendimiz buyuruyor ki, “Bir kimse Yaratanını bilmek üzere yola çıkar da nihâyet O’nu kafasında canlandırdığı bir şeye benzetirse, bu kimse müşebbihedendir(müşebbihe; Allâh’ı bir şeylere benzetenlere denir); yok eğer zihni mutlak bir yoklukta karar kılarsa bu, Allâh’ı inkâr eden bir sapıktır. Ama düşündükten sonra Yaratanın varlığını anlar, bilir ve fakat O’nun zatının hakîkatini anlayamayacağını kabul ederse bu adam tevhid ehli bir mü’min’dir.”

 

Yine İmam Şafîi Radıyallâhu Anh Efendimiz buyuruyor ki: “Allâh’a, O’nu hiçbir şeye benzetmeksizin inandım ve onu şekillendirmeksizin tasdik ettim. Allâh’ı idrâk hususunda nefsime haddini bildirdim ve bu konulara girmemeye son derece dikkat ettim.”

 

İmam Şafîi Radıyallâhu Anh bir başka sözünde de şöyle buyuruyor: “Allâh’a ve O’ndan gelenlere Allâh’ın muradı üzere inandım.Rasûlullâh’a ve Ondan bize intikal edenlere O’nun muradı çerçevesinde imân ettim. Benim imânım;Allâh’ın hissedilebileceği ve cisim olduğu gibi O’nun zâtına ve şanına yakışmayan düşünce, zan ve vehimlere dayalı değildir.”(Sirat-ı Mustakim / İmam Abderi).

 

 

İmam Ebu Süleyman El Hattabi şöyle buyuruyor:“Gerek bizim ve gerekse diğer bütün Müslümanların şu hususları bilmeleri farzdır: Bizim Rabbimizin herhangi bir sureti ve şekli yoktur; çünkü şekilde keyfiyet, nicelik ve nasıllık vardır. HalbukiAllâh-uTeâlâ ve O’nun sıfatları keyfiyet, nicelik ve nasıllıktan uzaktır.”(El Esma VesSifat / İmam Beyhaki) .

 

Yine El-Esma VesSifat adlı kitabında İmam Beyhakî, İmam Ebu Süleyman El-Hattabi’nin şöyle söylediğini naklediyor:“Peygamberlerin getirdiği ve son Peygamberin mükemmel bir şekilde beyan ve izah ettiği, Kur’ân’ın açıkladığı, apaçık delil ve burhanlarla ortaya konulduğu üzere tevhid akîdesi şudur: Allâh-uTeâlâ zâtında birdir, fiil  ve sıfatlarında tektir, O’ndan başka yaratıcı yoktur, ibadete layık olan yalnızca O’dur.”

 

İmam Ebu Cafer Et-Tahavi şöyle buyuruyor:“Allâh-uTeâlâ sınırla çevrili olmaktan, başlangıç ve bitiş noktasından, dayanaktan, alet ve küçük ve büyük uzuvlardan münezzehtir. O, diğer yaratıklar gibi altı yönle (aşağı,yukarı, alt,üst,sağ,sol) çevrili değildir. Allâh-uTeâlâ’yı ilgili mana ve mefhumlardan biriyle vasıflandıranlar kâfir olurlar. Allâh her şeye kadirdir, her şey O’na muhtaçtır, her şey O’nun için basit ve kolaydır, O hiçbir şeye muhtaç değildir, O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Tahavi Akidesi).

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir