Aile Bağlarımız

tarihinde yayınlandıİMAN ESASLARI içinde yayınlandı

Aile; anne, baba, çocuklar ve tarafların aynı kan, aynı ırk ve aynı atadan gelen şahısların bütünüdür. Aile, bireylerin psikolojik, sosyal, biyolojik ve ekonomik gereksinimlerinin karşılandığı toplumsal birimdir. Aile her dönemde bireyler için çok önemlidir. Aile değerleri zayıflayınca toplum suç makinesi olan insanlarla dolup taşabilir. Aile bağları kopmuş bireyler suçla karşı karşıya gelmektedir.

Aile bağları zayıflayan birey kendini dışarıda bulur ve kendi gibi bağımsızlık arayan bocalayan yaşıtlarıyla takılır. Ailede anlaşılmadığını, değer verilmediğini düşünür ve suça yönelme olasılığı yükselir. Birey kaybedecek bir şeyinin olmadığını düşünerek gözü kapalı her suça meyledebilir. Kitle iletişim araçlarıyla her gün yüz yüze olan aile, ahlâki değerlerle bağdaşmayan kötü örnek olabilecek, suça meyil verebilecek durumları ortaya koyabilir. Örneğin; izlenilen dizilerde aldatma düşüncesi, boşanmalar, gayri meşru ilişkiler gibi konular her bireyi farklı etkiler. Bunlar, toplumca kabul görmeyen olayları normalmiş gibi yansıtarak bireyi etkiler. Nihayetindebazı bireyler bunları gerçek hayatlarında uygulamaya başlar. Aile içi şiddete de neden olurlar. Ailede sevgi yoksunluğu, yanlış veya eksik eğitim, baskıcı disiplin yöntemleri, çocuk istismarı, kültür çatışmaları, ekonomik bunalımlar, bireyin ağır şartlarda çalışması, parçalanmış aileler, ailede suçlu örnekleri ve kitle iletişim araçlarındaki şiddet ve suçlarla ilgili programlar suça itici olabilirler.

Ailede bireyin bazı ihtiyaçlarının karşılanmaması ve şuur eksikliği; hırsızlık, kapkaç gibi suçları doğurmaktadır. Birey aile denetiminden uzak kalınca suça yönelme artar. Eğitim önce ailede başlar ve maddi ihtiyaçların yanında manevi ihtiyaçlarında karşılanması gerekmektedir.

Aile, içinde yaşayan bireyleri şekillendirme özelliğine sahiptir. Aileyi oluşturan bireylerin hepsinin aileye karşı sorumlulukları bulunduğu gibi çevresini kuşatan topluma karşı da kurallara uyma sorumluluğu bulunmaktadır. Toplumlarda genel anlayışa göre aile içinde baba, otoriteyi sağlayan, ekonomik açıdan koşulları hazırlayan; anne ise ev işleri ile uğraşan, çocuğun bakımı, duygusal ve sosyal gereksinimlerini karşılayan role sahip kişilerdir. Bu sistemde, erkek ve kadınların belli uygunlukları hakkındaki kültürel beklentileri nedeniyle, evle ilgili faaliyetler eşler arasında geleneksel cinsiyet rollerine göre paylaşıldığı için ortaya büyük ölçüde işbirliğine dayanmayan bir dağılım çıkmakta, kadına daha fazla sorumluluk yüklenmekte ve bu durum aile üyelerinin yaşamdan duydukları tatmini azaltmaktadır. Kadınların eşlerinden evle ilgili faaliyetlerin paylaşılmasını istemesi halinde ise genellikle eşler arasında gerginlik ve tartışma yaşanmakta, sonuç alamayan çoğu kadın bu durumu kabul etmek zorunda kalmaktadır. Oysaki, Peygamberimiz de eşlerine yardım etmiştir ve bu davranışın övülecek bir haslet olduğunu bildirmiştir.

Aile içi şiddet, aile üyelerinden biri tarafından aynı ailedeki bir diğer üyenin yaşamını, fiziki veya psikolojik bütünlüğünü veya bağımsızlığını tehlikeye sokan, kişiliğine veya kişilik gelişimine ciddi boyutlarda zarar veren eylem veya ihmaldir. Aile içi şiddet yalnızca şiddeti doğrudan yaşayan kadınları olumsuz olarak etkilemekle kalmaz, ailede yetişen kız ve erkek çocukların fiziksel ve psikolojik sorunlarla karşılaşmasına da sebep olur. Eşlerin arasında ya da anne-babalarla çocukların arasında geniş çaplı düşmanlık tortuları bırakabilir. Bu nedenle ölçümüz İslâmi terbiye ve muamele olmalıdır. Uymamız ve rehber almamız gerekenler ise bizlere bu usulleri gösteren ve öğreten Peygamberler ve evliyalar olmalıdır. Kur’ân ışığında ailelerimize sahip çıkalım ve koruyalım. Zira geç kaldıktan sonra artık eskiye dönmek çok zor olacaktır.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir