Terörizm, terör ya da yıldırıcılık, siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere, belirlenen hedef gruplara veya resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımını ifade eden terimdir. Yalnız bu terim son yarım asırdır bu anlamın dışında da kullanılmaya başlamıştır. Şimdi dersiniz ki hangi alanlar bunlar? Açıklayalım o zaman:

Bilindiği gibi dünya küçük bir köy halini aldı. Uzaklar yakın olurken, bilinmeyenler de neredeyse kalmaz hale geldi. Böyle hızlı ve acımasız bir değişimin kontrolünü elinde bulunduran odaklar, kendi emellerini gerçekleştirmede çoğu zaman kurşun atmadan insanları esir alma ya da imha etme davranışlarını sergilemektedirler.

Milletleri ve kültürleri kendi öz benliklerinden uzaklaştırıp istediği şekle girmeleri için gerek birey gerek aile ve gerekse de devletler üzerinde çok acımasız baskılar içerdiği için, terörizmden bir farkı kalmamaktadır. Nelerin yiyilip içilmesinden, hangi oyunların oynanmasına varıncaya kadar yönlendirmesinden öte bilinçaltını çeşitli baskılarla zorlamak da bir terörist saldırıdır.  Genç kuşakların elinin altına dünyayı sunmak kisvesinde sadece bir mecraya hapsetmek de (nefsani şeyler) bir terörist saldırıdır. Ahlâki yozlaşmanın, dejenere olmanın otobanlarını geniş tutup, özgürlük adı altında insanları hapsetmek de bir terörist yaklaşımdır.

Terörist yaklaşım illaki silahla, tankla, uçakla ya da ne bileyim kan akıtıp can alan bir yaklaşım değildir. Çok yazılıp çizilen kültür/kültürel terörizm alanı aynı zamanda da çok büyük bir ekonomik pazarı elinde bulunduran bir sahadır. Birkaç noktayı ele alarak hangi noktalardan saldırılar geliyor hatırlatmak istedik:

1-Çocuk ve hatta bebek denecek yaşlarda kendi ülke ve kültürüne yabancılaştırma çalışmalarının yapılması kültürel terörizmin yaklaşım planlarından biridir. Özellikle ailelerin çocuklarını susturmak için başvurdukları çizgi film ve reklamlara hapsetmeleri ileriye dönük yapılan, savaşmadan, kurşun atılmadan gerçekleştirilen ve esaretin hat safhalarda uygulandığı yöntemdir. Çünkü bu alanlarda neler izletiliyorsa ya da 25.kare tekniğiyle bilinçaltımıza neler gönderiliyorsa ona doğru meyleden insanlar yetiştiriyoruz. Güle oynaya ve hatta izlediğinin taklidini yapan çocuklarımıza takdir edici ve gurur duyucu tavırlarımız da olaydan bihaber olduğumuzun bir göstergesidir.

2-Millilikten ve maneviyattan uzak, tarihselliğimizi yansıtmayan, zekâyı kullanma becerisi diye gösterilen yalnız sadece tek yönlü olarak çocuklarımızı hapsettiğimiz oyuncakların piyasaları esir alması.

Renkli dünyaların içerisinde kimyasallarla yoğrulan ve hastalıktan nesli, zürriyeti çoğaltmama planlarıyla kurulan bir oyunun içerisine insanımızı çekmek ve adeta hapis etmek bu terörizmin uygulanma cephelerinden biridir. Hatta öyle bir alan ki hem ebeveynleri hem de çocukları çılgın bir tüketici konumuna düşürmektedir. Doymak bilmeyen bir benlik ve aman altta kalmasın, benim olmadı çocuğumun olsun zihniyetiyle kendi kendimizi hapsettiğimiz oyuncaklar âlemi ve sözde kahramanları bizi benliğimizden uzaklara savurmaktadır.

3-Yeme kültürümüzün değiştirilmesi de en vurulan büyük darbelerdendir. Zamanın yetersiz ve hayatın hızlı yaşanması bahane edilerek katkı maddelerinin fazlalığıyla tüm dünyada sevilen ama bir o kadar da sağlığımızı tehdit eden yiyecek kültürü maalesef ülkemize de çok zararlar vermektedir. Geleneksel aile yapımızda aynı sofraya oturma ve aynı tabağa kaşık atma ve birbirimize fedakârlıklar yapma imkânımız vardı. Yok, sınav yok deneme, yok bilmem ne bahaneleriyle ailece sofraya oturma kültürümüzü de bu şekilde erittiler. Artık anaokulu seviyesine kadar düşen ismini herkesin bildiği hazır ve dondurulmuş, aynı zamanda da vücudumuzda bağımlılık yapan maddelerle dolu yiyecekler maalesef büyük bir tehdittir.

Doğallığını yitiren ve katkı maddelerle doldurulmuş, hastalıkların üretilme alanı gibi ve buna bağlı olarak da ilaç endüstrisini canlı tutup dünyayı esir alma projesi maalesef ülkemizde de tutmuştur. Sektörü elinde bulunduran kimseler sadece bizim gibi ülkelerde değil kendi ülkelerinde ve vatandaşlarına da aynı şeyleri yapmaktadır. Onlar için sadece kendileri vardır. Geri insanlar onlara hizmetkârdır. Bu nedenle terörizmin her alanında uygulayıcılık görevini üstlenmişlerdir.

4-ileyi yıkmak yapılan kültür terörizim unsurlarındandır. Hangi ülke olursa olsun, çok basit ve çok ince planlamalarla aile yıkılıp, o toplum ele geçirilebiliyor. Aileler çocuklarına iyilik diye görüp yaptığı şeyler, maalesef zararın bir elemanı olup çıkıyor. Sınavı var diye misafir kabul etmeme, yine herhangi bir bahaneyle aile ve akraba ziyaretlerini terk etme, aynı yemek sofrasına oturmama, ailece sohbet ve dertleşme olayını ortadan kaldıracak şekilde hayatımızı yaşama aile mefhumunun bir numaralı katilleri arasında sayılır. Şunu herkes bilmeli ki 2019’un dünyasında hiçbir şey tesadüfî değildir ve her şey uzun alacak yıllara yayılarak yapılan planların uygulamaları neticesinde yaşatılmaktadır.

5-Eğitimi etkisiz hale getirmek de hedeflerden birisidir ve terörist faaliyetler kurumların içerisinde sinsi bir şekilde sızdırılan insancıkların yönlendirmeleriyle yapılmaktadır. Kendi kültürümüzden uzak ve dünya konjötüründe kendimizi koruyup ilerleyecek eğitim politikaların uygulanmaması ve hatta yıkım adına yapılan düzenlemeler eğitimi niteleksizleştirip insanımızı kültürümüze uzaklaştırmaktadır. Öğrencilerin özgürlüğü adına yapılan düzenlemeler ve her şeyi rahatına göre kullanımlarına izin verilen çalışmalar karmaşanın birer nedenidir.

6-Örnek şahsiyetleri gözden düşürmek de çok önemli ve etkili bir silah şeklinde kullanılmaktadır. Bir milletin kendi tarihine düşman olması kadar şaşırtıcı bir şey olamaz. Dünya devletlerine baktığımızda nerede maddiyat adına zenginlik varsa orada tarih düşmanlıkları yaptırılmaktadır. Ne acıdır ki bu husustan ülkemiz ve kültürümüz de nasibini almıştır! Şanlı tarihimizin içerisinde yer alan ve birçoğu dünyada kabul edilen insanlarımızı kötü göstermek ve ne yazık ki tarihimize küfürler ettirilerek yetişen nesiller kültür terörizminin birer piyonu olmuştur. Adaletle dünyaya hüküm sürmüş liderlerimiz, bilim adına, tıp adına, toplumsal çalışmalar adına ömrünü vermiş insanların kötülenmesi ya da gözlerden uzak tutulması bu terörizmin uygulamalarındandır.

7-Dilleri dejenere etmek de önemli bir silahtır. Dil insanın kültürünün aktarıcısıdır. Bu aktarıcıyı zamanla yozlaştırmak bir kültürü yok etmek demektir. Kısaltmalarla yaşatma çabası ve bu alandaki çalışmalar maalesef bu teröristlerin emellerine adım adım yaklaşmalarına sebep olmaktadır. Duyguların en iyi tercümanı kelimelerdir. Emoji denilen sembollerle duygu ifade etme biçimi her yanımızı sarmış durumdadır. Konuşmak anlaşmak yerine, duyguları ifade etme yerine kelimeler kullanılması ciddi anlamda bozulmuşluğun bir gerçeğidir.

Kalın Sağlıcakla

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog

Yorum Yapın

Yapılan Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış