Kur’ân-ı Kerîm’de El Hacc sûresi 77.âyetinin anlamı şöyledir: “Ve hayır işleyin. Umulur ki böylece siz felâha eresiniz.”   

   Kandil, ağzı oldukça küçük, yayvan ve yuvarlak bir kap biçiminde olan, içinde sıvı bir yağ ile fitil bulunan tarihi bir aydınlanma aracıdır. Bu geceler Osmanlılar döneminde II. Selim zamanından başlayarak, minarelerde kandiller yakılarak duyurulup kutlandığı için “Kandil” olarak anılmaya başlamıştır. Beş geceye ‘kandil geceleri’ adı verilmesinin de bununla ilişkisi vardır.

        Aslında kandil kelimesini sadece Türkler kullanırlar. Araplar gece anlamına gelen ‘leyl’ sözcüğünü (’leyle-i Regaip’ gibi) kullanırlar. Zaten kandil geceleri inanışı Arap toplumlarında başlamış olsa da gelenek haline getirilmesi ve çeşitli adetlerin ilave edilerek zenginleştirilmesi Türklerin sayesinde olmuştur.

        İlk mevlid merasimi, Hicri 604 (miladi 1207) yılında, Selahaddin Eyyubî’nin eniştesi ve Erbil atabeği Melik Muzafferuddîn Gökbörü tarafından tertiplenmiştir. Uzun hazırlıklarla düzenlenen merasimler, bütün halkı kapsayan bir şekilde düzenlenirdi. Muzafferuddîn, çevre bölgelerden fakih, sûfi, vaiz ve diğer âlimleri Erbil’e çağırır ve kutlamalar gayet debdebeli bir şekilde cereyan ederdi. Daha sonra, değişikliğe uğrayarak, Mekke’de de mevlid merasimleri tertiplenmeye başlanmıştır. Mekke ve Medîne’den sonra mevlid merasimleri, İslâm coğrafyasının her tarafında birbirinden farklı şekillerde tertiplenmeye başlanmış ve bu, bugüne kadar sürekliliğini korumuştur. Peygamberimizin doğumunun kutlanması Allâh’a şükür manasındadır. Biz de bu günde Allâh’a şükretme niyetiyle mevlid kandilini kutluyoruz. Miladi 1207 yılından beri Ehl-i Sünnet âlimleri mevlid okumanın caiz olduğuna dair icma etmişlerdir.

       Sahih-i Müslim’de rivayet edildiğine göre; Peygamber Efendimize Pazartesi gününün orucunu tutmasının sebebi sorulduğunda “Ben o günde doğdum dünyaya geldim.” demiştir. İbn-i Hacer bu Hadîs-ş Şerîf için, Peygamber Efendimizin doğum gününün önemine işaret eder demiştir.

     Peygamberimiz Muhammed Allâh’a şükür anlamında Aşure Orucunu tuttu. Çünkü o günde Allâh Mûsâ Peygamberi Firavunun şerrinden korudu ve Firavunu helak etti.

         Peygamber Efendimiz Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellem yaratılmışların en hayırlısıdır. Bizde Allâh’a şükrederek onun mevlidini kutluyoruz. Biz yemek yediğimizde ve su içtiğimizde hep şükrederiz. Peygamberimizin dünyaya teşrif etmesi ve bize bu dini öğretmesi başka nimetler karşısında çok büyük bir nimettir. Çünkü biz Peygamber Efendimizle İslâm’ı bildik ve Peygamber Efendimiz, İslâm ile insanları karanlıktan aydınlığa çıkardı.

      Osmanlılar tarafından mevlid, ilk defa III. Murat zamanında, 1588’de resmi hale getirildi. Halk arasında geniş ilgi uyandırmış, ‘mevlid alayı’ adı altında resmi devlet törenleri arasında yer almıştır. Merasimler, belirlenmiş teşrifât kaidelerine uygun olarak sarayda tertiplenir, ayrıca, önceleri Ayasofya Camii’nde, sonraları ise Sultan Ahmed Camii’nde yapılan merasimlere, devlet erkânıyla birlikte halk da katılırdı.

       Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler Mi’râciye, Regâibiye, Mevlid gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir. Günümüzde de kandil geceleri halk camilere akın etmekte ve tebrikleşmelerle son derece yoğun bir şekilde kutlanmaya devam etmektedir.

         Yine mevlid kandillerinde Peygamber Efendimizin doğumunu anlatan mevlid kitapları da okunur. Mevlidi yazan âlimlerden;

-El Hâfız Ebû Hattab ibn Dihye “Et-Tenvir Fi Mevlid El-Beşir En-Nezir”

-Hâfız Muhaddis İbn Hacer El-Askalânî

-El Hâfız Es-Sehâvî

-El Hâfız ibn Hacer el Hanbelî

-El Hâfız Es-Suyûti “Husnu’l Maksid Fî Ameli’l Mevlid”

-El Hâfız El-İrakî “El Mevlidi’l Heniy fi Mevlidin Nebî”

-El Hâfız Ebu Nuaym El-Esbahânî

-Eski Mısır diyarı müftüsü Şeyh Muhammed Bahit El-Muti’i

-Eski Lübnan Müftüsü El Mevehibu’l Leduniyye Fî Mevlidi Hayri’l Beriyy(?)e”

-El Hâfız Şeyh Abdullâh El-Herarî “Er-Revaihuz-Zekiyye Fî Mevlidi Hayri’l Beriyy(?)e”

Kandil gecelerinde yapılan dînî etkinlikler;

Kur’ân Okumak

Allâh’ı zikretmek

Peygamberimize Salât ve Selâm getirmek

Dînî sohbet

Kasîdeler ve ilâhiler söylemek gibi.

       Türkler kandil gecelerine ibâdet dışında birçok sosyal aktivite de getirmişlerdir. Parmak kalınlığında susamlı ve susamsız yapılan kandil simitleri, komşulara lokma, helva ve şerbet dağıtma, büyükleri arayarak kandillerini kutlama gibi gelenekler bunlardan bazılarıdır. Bunların hepsi hayırlı amellerdir.

         Elektriğin olmadığı devirlerde cami minareleri arasına gerilen iplere tutturulmuş kandillerle yazı ve süsleme yapmak, yani mahya kurmak da yine Türklere mahsustur.

        Mi’râc, Regâip ve Berât gecelerinin kutlanmasına gelince ilk olarak Kudüs’te başlamıştır.

         Ülkemizde kandil geceleri diye bilinen geceler; Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regâib, Peygamber Efendimiz Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellem’in ana rahmine düşüşü. Recep ayının yirmi yedinci gecesi olan ‘İsrâ ve Mi’râc’, Peygamber Efendimiz Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellem’in bir gece vakti Mescidi Aksâ’ya oradan da gökyüzüne yükselmesi. Şabân ayının on beşinci gecesi olan ‘Berât’, günahların affedilmesi. Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olan ‘Kadir’ Kur’ân-ı Kerîm’in ilk âyetinin indirilmesi. Rabîulevvel ayının on ikinci gecesi olan ‘Mevlid’ ise Peygamber Efendimiz Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellem’in doğum günü olarak kutlanır.

         Kandil geceleri, toplumda şefkat, yardımlaşma, geçmiş ile muhasebe, ihtiraslarını dizginleme, menfaat çatışmalarından uzak kalma, kin ve kırgınlıkları unutma, barışma, büyükleri hatırlama, sevgi, hoşgörü, kardeşlik ve beraberlik ortamı oluşturur. Tüm bunlar kandillerin önemini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Yorum Yapın

Yapılan Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış