Âlimin biri öğrencilerine sorar: “Gece ile gündüzü birbirinden nasıl ayırt edersiniz? Ne zaman karanlık başlar ve ne zaman ortalık aydınlanır?” Öğrencilerden biri; “Uzaktaki sürüye bakarım. Koyunu keçiden ayıramadığım zaman akşam olmuş demektir.” diye cevap verir. Başka bir öğrenci söz alır ve  “İncir ağacını zeytin ağacından ayırdığım zaman, anlarım ki sabah başlamıştır.” der. Bilge uzun bir süre susup öylece kalır. Öğrenciler meraklanır ve kendisine ne düşündüğünü sorarlar. Bilge ise şöyle cevap verir: “Yürürken karşıma bir Müslüman çıktığında onu güzel mi çirkin mi diye ayırmadan; zengin mi yoksul mu diye bakmadan ve Türk mü, Arap mı, Kürt mü, Laz mı diye ırkına aldırmadan ‘KARDEŞİM’ sayabildiğimde anlarım ki sabah olmuştur, aydınlık başlamıştır.” der.

Bu çok açık ve çok ibret verici bir cevaptır. Yüzyıllardır “Din kardeşliğinin nesep kardeşliğinden üstün tutulduğu” bir coğrafyada yaşayan bizler, bir kere daha aramıza nifak tohumları ekenlere en güzel cevabı vereceğiz. Evet, yine “Din kardeşliğini nesep kardeşliğinden daha üstün tutacağız.” Üstünlüğün ancak takva ile olacağını bilen biz Müslümanlar, dini değerlerimize sıkı sıkıya sahip çıkıp, vatanı ve milleti namus bilip asla halel getirmeyerek “BİR OLMANIN, BİRLİK İÇİNDE OLMANIN, İRİ OLMANIN, DİRİ OLMANIN” erdemini yaşayıp yaşatarak tüm insanlığa örnek olacağız.

Unutmayın sakın,

 “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”

Biz birlikte ve doğrularla ile güçlüyüz. Biz Güçlü Kocaman Bir AİLEYİZ.

Yorum Yapın

Yapılan Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış