ANNELER GÜNÜ BİR GÜNE SIĞMAYACAK KADAR DEĞERLİDİR

Rahmân ve Rahîm olan Allâh-u Teâlâ anneye babaya iyilik yapmayı ganimet olarak bilmemizi emredip, Müslümanlardan olup bu güzel haslete tutunan kimselere de yüksek dereceler vereceğini bildirmiştir. Aynı şekilde kerîm olan kitabında ana babaya iyilikte bulunmayı tavsiye edip anneye babaya ak (asi) olmaktan da sakındırmıştır.

Ey evlât! Anne baban seninle rızıklandığı zaman ne hissettiler bilir misin? Anne baba olunca anlayacağınız bu duyguları ve hisleri ben anlatayım sana. Anlatayım ki ne kadar güzel bir nimete nail olduğunu bilesin. Belki baban o an heyecanından duygularını kelimelere dökemedi. Özellikle annenin, seni dünyaya getirdiğindeki duygularının anlatılması çok güç. Çekmiş olduğu o doğum sancılarının ardından seni görünce, ağlama sesini duyunca nasıl da mutluluğa boğulduğunu, onu sevindirdiğini, dertlerini unutturduğunu, tüm çektiği sancılarını bir anda sildiğini anlarsın.

Doğduğun andan itibaren artık annenin meşgalesi oldun. Gülümsemen onun mutluluğu, ağlaman ise onun hüznü oldu. Hastalığın onun acısına acı kattı. Tüm bunlardan sonra annenin sana yaptığı ihsanı nasıl karşılarsın? İhsan ile mi yoksa kötülükle mi yaklaşırsın ona? Eğer ihsan duyguları içinde karşılarsan bulunduğun bereketten dolayı ne mutlu sana. Eğer kötülükle muamele edersen de o zaman vay haline senin. Bu nasıl bir nankörlüktür ki seni bereketlerden uzaklaştırdı. Unutma ki annelerimizin üzerlerimizdeki faziletleri çok büyüktür.

Büyüklüğünü tahmin bile edemeyeceğimiz bereket ve hayırlardan dolayıdır ki nefsimize ve çocuklarımıza, annelerimize karşı olan minnettarlığımızı hatırlatmalıyız. Bu yazımız; annelerimize olan şükrümüzü, annelerimize karşı iyilikte bulunmanın yolunu, aynı zamanda annesine ak (asi) olana bu günahtan dönmeyi hatırlatma ve vakit geçmeden onların rızasının kazanılması gerekliliğini hatırımızdan çıkarmamamız içindir. Annem benim, sevgili annem, Efendimiz Muhammed Aleyhisselâm’ın vasiyeti olan annem, Allâh sana hayırlar ihsan etsin.

Kur’ân-ı Kerîm’de annelerin hakkını belirten âyetler vardır, Erkek ve kız evlatlarımıza çocuğu doğurmak için annenin çekmiş olduğu meşekkatları; hamilelikte, doğumda ve emzirme dönemlerindeki zorlukları anlatan âyetler vardır. Ve babalardan ziyade tek başlarına çekmiş oldukları nice sıkıntılar vadır. Allâh-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

وَوَصَّيْنَا الْاِنْ سَانَ بِوَالِدَيْهِۚ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ وَهْناً عَلٰى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ ف۪ي عَامَيْنِ اَنِ اشْكُرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيْكَ ۜ اِلَيَّ الْمَص۪يرُ

Anlamı: “İnsana da anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu her gün biraz daha güçsüz düşerek karnında taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır.”

Muhakkaki ebeveyne iyilik yapmak büyük bir nimettir, müminlerden olup da bu nimete tutunan, özellikle anneye karşı iyilikte bulunan kimse büyük kazanç elde etmiştir. O halde mümin kardeşim; annenin ve babanın senin üzerindeki fadlını unutma, kendini onların gazabına maruz eyleme ve devamlı şu âyeti hatırla:

وقل رب ارحمهما كما ربياني صغيرا،

Anlamı: “Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!” diyerek dua et. 

Allâh-u Teâlâ Müslüman olan anneye ve babaya ihsanda bulunmayı emretmiştir. Bu ihsandan sayılan olan şeylerden olan; anneye babaya güzel söz söylemek, onlara rahmet kanatlarını germek, nefsi küçük olan kimse misali onlara muhatap olmak, tıpkı bir kral huzurunda olduğu gibi davranmak çok büyük sırlara nail olmanın vesilelerdendir.

Senin, onlara iken muhtaç olduğun küçük yaşlarda iken onların sana gösterdikleri merhamet şefkat gibi sen de Allâh-u Teâlâ’dan onlara merhamet dile. Muhakkak ki anneye babaya iyilik yamak, ak (asi) olmamak Allâh’a olan şükrünü tamamlayan unsurlardandır. Zayıf bir isnad ile ancak manası sahih olan bir hadisi şerifte şöyle bildirilmiştir:

الجنة تحت اقدام الامهات

Zahiri Anlamı: “Cennet annelerin ayakları altındadır.”

Bu hadiste annelere karşı mütevazı olmaya teşvik vardır. İlim ehli kimseler bu hadisten yola çıkarak anneye babaya karşı mütevazı olmaya işaret eden bir söz söylediler ve dediler ki:

الزم رجلها

Yani ayağına kapan (anneye karşıya mütevazı ol.)

Annene karşı gözlerde rahmet, dilde rahmet, elde rahmet olmalıdır. Ona rahmet gözüyle bak, rahmet eliyle ver.  Annene merhamet et, onu unutma ve unutturma. Allâh senin göbeğinde derin bir çukur kıldı. O çukur nedir bilir misin? O çukur göbek bağından bir eserdir. Senin ve tüm çocukların karınlarında annelerden hatıra vardır. O hatırayla annelerimizi hatırlarız. Beslenmen anne sütünden önce annenin kanından gerçekleşti. Annenin rahmindeyken, annen güçsüz düşerken sen güçleniyordun. Sen beslenirken o zayıf düşüyordu. Bundan dolayıdır ki annelerin hatıraları çocuğun kalbinde yerleşmiştir.

Rivayet olunduğuna göre Irak’tan gelen bir adam vardı. Annesini sırtına almış Kâbe’yi tavaf ettiriyordu. O civarlarda Hazreti Ömer’in oğlu Abdullâh vardı. Irak’tan gelen bu adam Ömer’in oğlu Abdullâh’a dedi ki; “Ey İmam, annem beni dokuz ay karnında taşıdı, ben ise onu iki yıl sırtımda taşıdım. Annemin rızasını kazanmış mıyımdır?” Hazreti Ömer’in oğlu Abdullâh bu adama dedi ki; “Sen ona mükafat vermek mi istiyorsun? Bir sancısına bile mükafat edemezsin.”  Adam; “Annem beni dokuz ay taşıdı, ben onu iki yıl taşıdım” deyince de İbni Ömer adama; “Annen seni taşırken senin kalmanı, yaşamanı temenni ederek taşıdı ama sen onu taşırken onun ölümünü temenni edersin” dedi.

Ey Allâh’ım! Annelerimize bizden hayırlar nasip eyle, Allahım bizlere onlar razı olana dek onlara karşı iyilik yapmamızı nasip eyle. Ey Allâh’ım! Razı olduğun şekilde onların ömürlerinin uzun olmasını nasip eyle. Bizler bu duaları yaparken, böyle düşünürken annelerimizi hatırlamayı senede bir güne sığdıramayız. Çünkü inancımız bize, anne babamızın bizlere münkeri emretmedikçe onlara itaat etmemizi emretmektedir. Yılın 364 günü onlara karşı saygısız davranıp, ara sıra hatırlayıp, aklımıza düştükçe ayda bir kere arayıp sorup, ihtiyaçları olduğunda hatırlamaktan ve yardımlarına koşmaktan imtina edip sonra da yılda bir gün elimizde bir hediye paketiyle günlerini kutlamaya gitmek bizim adetlerimizden değildir. Bizim adetimiz onlara karşı güzel sözle, edeple, hürmette kusur etmeyerek davranmak ve ömür boyu onları koruyup kollamamızı emrediyor. Annelerimize hak ettiği saygıyı göstermeli, hürmette kusur etmemeliyiz. Onları bizden uzak; evlat ve torun yolu gözlettiren huzurevi denen yerlere yerleştirmemeliyiz. Onların en güzel ve huzurlu yeri bizlerin yanlarıdır.

Allâh-u Teâlâ bizleri anne babalarına karşı hikmetle, himmetle ve gayretle davrananlardan eylesin.

Yorum Yapın

Yapılan Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış