HİLÂL NASIL GÖZLEMLENİR?

Hicrî ayların hilâlin gözlemlenmesiyle belirlenmesi farz-ı kifâyedir. Hilâl her hicrî ayın 29. günü, güneşin batımından sonra gözlemlenir. Hilâl görülürse bir sonraki ay başlamış olur. Eğer hilâl görülmezse, ay otuz güne tamamlanır ve yeni ay başlamış olur. Dînî hükümlere göre hicrî ay, ya 29 ya da 30 gündür. Ramadân ayının başlangıcını anlamak için de Şaban ayının 29’unda güneş battıktan sonra hilâl gözlemlenir. Eğer hilâl görülürse Ramadân ayı başlamış olur. Eğer hava bulutlu ise ve hilâl görülmez ise Şaban ayı 30’a tamamlanır ve Ramadân ayı başlamış olur.

Hilâli görenin oruç tutmaya başlaması farzdır. 

Hava bulutlu da olsa, takvâ sâhibi bir erkek veya kadın Müslüman hilâli gördüğünü söylerse, hem kendisine hem de bunu ondan işiten Müslümanlara oruç tutmaları farz olur.

Ebû Dâvud ve İmâm İbn-u Hibbân “Sahîh”inde, Abdullâh bin Ömer’in şöyle söylediğini rivâyet etmişlerdir: “Peygamber Efendimiz’e hilâli gördüğümü söylediğimde, kendisi oruç tuttu ve insanlara da tutmalarını emretti.”

Hilâli gördüğünü söyleyen şahıs mümeyyiz veya günâhkâr olsa dahi, ona inanan kimsenin oruç tutması câizdir. Şâhitliği kabul olunmayan kimse hilâli gördüğünde ise, sâdece kendisine oruç tutması farz olur.

İmâm Şâfii’ye göre hilâlin görülme olayı Kâdı’nın (hâkimin) tespitlerine göre kesinleşirse (bizzat görür veya görüldüğü konusunda güvenilir bir zât tarafından şâhitlik edilirse), Kâdı’nın yaşadığı yerin halkına ve güneşin doğuşu ile batışı aynı vakitte olan yerlerin halkına Ramadân orucunu tutmaları farz olur. O memleketten uzak olan insanlar hilâli görmemişlerse, oruç tutmaları farz değildir. 

İmâm Ebû Hanife’ye göre; herhangi bir yerde Ramadân hilâlinin görüldüğü kesinleşirse, Müslümanlar hilâlin görüldüğü yerden ne kadar uzak olursa olsunlar, oruç tutmaları farz olur. 

Örneğin, batıdaki Müslümanlar’ın hilâli görmeleri durumunda, doğudaki Müslümanlar’a haber ulaşırsa, onlara oruç tutmaları farzdır.

Dört mezhebe göre, hilâlin görülmesi dışında, önceden hesap yapılarak ya da falcıların, astrologların ve benzeri kimselerin sözüne itimaden

Ramadân orucu tutulmaz. Bu konuda ayrıntılı bilgi için aşağıda vereceğimiz Âlimlerin kitaplarını inceleyebilirsiniz:

Hanefî âlimlerinin kitaplarından olan “Haşiyyet-u İbn-i Âbidîn” kitabının 100. sayfasında,

Mâliki âlimlerinin kitaplarından olan “Haşiyetu’d Dusûki Alâ Eş-Şerh El-Kebîr Alâ Muhtasar Halîl” kitabının 496. sayfasında,

Hanbelî âlimlerinin kitaplarından olan “Keşf-u El Kinâ ’An Metni’l İknâ’” kitabının 2. cildinin 302. sayfasında,

Şâfii âlimlerinin kitaplarından olan “Şerh Revdatu’t Tâlib” kitabının 410. sayfasında, bu bilgiler geçmektedir 

Oruçla Alâkalı Bazı Açıklamalar:

Orucu tutabilen her mükellefe, orucun vaktinin; fecirden, akşama (güneşin tamâmen batmasına) kadar olduğunu bilmesi farzdır.

Fecir: Doğuda, ufukta yatay ve biraz kırmızıyla karışık olarak çıkan beyazlıktır. 

Kim fecir vaktini kontrol edip, fecrin çıkmadığını zannederek, fecirden sonra yerse günâha düşmez, ancak orucu bozulur. Bu şahıs günün geri kalan bölümünü oruçluymuş gibi orucu bozan şeylerden uzak durarak geçirir ve bayramdan sonra kazâ eder. 

Yine bir kimse güneşin batışını kontrol edip, akşam vaktinin girdiğini zannedip, güneş batımından önce orucu bozan hâllerden birine düşerse, orucu bozulur ve orucun kazâsını tutması gerekir. Ancak güneşin batışını kontrol etmez ve güneş batmadan önce orucu bozan hâllerden birine düşerse, hem orucu bozulur, hem de büyük günâha düşmüş olur. Bayramdan hemen sonra orucunun kazâsını tutması farzdır. 

Allâh’u Teâlâ El Bakarah Sûresi’nin 187. Âyet-i Kerîmesi’nde şöyle buyuruyor:

﴿‭ ‬اَتِمُّوا‭ ‬الصِّيَامَ‭ ‬اِلَى‭ ‬اللَّيْلِ‭ ‬﴾

Anlamı: “Akşamın girmesiyle orucu tamamlayınız.”

Bir Müslüman’ın Ramadân ayında veya başka vakitlerde devamlı İslâm üzere yaşayıp, kendisini riddeden koruması farzdır. Bu sebeple ve de çok önemli olması nedeni ile ridde (Müslümanı îmândan eden haller) konusunda kısa fakat önemli hatırlatmalarda bulunmak istiyoruz.  

Yorum Yapın

Yapılan Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış