TAHÂRET VE NAMAZ

Gece ve gündüz olmak üzere, günde beş vakit namaz farzdır.

Öğle Namazı:

Vakti ise güneşin göğün ortasından, batıya doğru meyletmesiyle (yönelmesiyle) girer.

İmâm Ebu Yûsuf ve imam Muhammed’e göre öğlen namazının vakti, herhangi bir cismin gölgesinin uzunluğunun, o cismin uzunluğu ile istivâ gölgesinin uzunluğunun toplamına ulaşmasıyla çıkar. İmam Ebû Hanîfe’ye göre ise herhangi bir cismin gölgesinin uzunluğunun, o cismin uzunluğunun iki misli ile istivâ gölgesinin uzunluğu toplamına ulaşmasıyla öğlen namazının vakti çıkar.

İkindi Namazı: 

Vakti ise öğle namazının vaktinin bitmesiyle girer ve güneşin tamamının batmasıyla çıkar.

Akşam Namazı: 

Vakti ise güneşin tamamının batmasıyla girer ve fetva verilen görüşe göre kırmızı şafağın tamamen kaybolmasıyla çıkar. Bu, İmâm Ebû Hanîfe’den de nakledilen bir rivayettir. 

Yatsı Namazı: 

Vakti ise akşam namazının vaktinin çıkması ile başlar ve Fecri Sâdık’ın çıkmasına kadar sürer. 

Sabah Namazı: 

Vakti ise, yatsı namazının vaktinin çıkmasıyla başlar ve güneşin doğmaya başlamasıyla biter. 

Bu beş vakit namazı vaktinde kılmak, her akıllı, baliğ, hayız ve nifastan tahir Müslüman’a farzdır. 

Namazı özürsüz olarak vaktinden önce kılmak veya vakti çıktıktan sonraya bırakmak harâmdır.  

Namaz vaktinin sonunda, bayan hayız kanını görür ise o namazı kaza etmesi farz değildir. Kadının âdeti, 10 günden az sürdüyse; âdet bittiği an, namaz vaktinin çıkmasına gusül abdesti alabilecek ve “Allâh-u Ekber” diyebilecek kadar bir süre kalmışsa, bu namazı kılmak o kadına farzdır. Şâyet kadının âdeti 10 günü doldurup kesilir ise, namaz vaktinin çıkmasına “Allâh-u Ekber” diyebilecek kadar veya daha fazla bir süre kaldıysa, bu namazı kılması farzdır. 

Buluğa ermiş bir Müslüman, bulunduğu beldeden geceleriyle 3 gün uzaklığında veya daha uzakta olan bir beldeye doğru yolculuğa çıkar ve yaşadığı beldenin son evini geçer ise yolculukta, dört rekâtlı namazları kısaltarak kılması vaciptir. Bu namazlar: öğle, ikindi ve yatsı namazlarıdır.

Ancak bu kimse mukîm olan bir imâma tâbi olur ise bu namazları dört rekât olarak kılar. 

Vitir namazı; İmâm Ebû Hanîfe’ye göre vâcip, İmâm Muhammed ve İmâm Ebû Yûsuf’a göre ise sünnettir. Bu görüş İmâm Ebû Hanîfe’den de nakledilen diğer bir rivayettir.

Vitir namazının vakti yatsı namazının vakti gibidir. Vitir namazı 3 rekâttır ve bir selâmla kılınır, üçüncü rekâtta rükûya gitmeden önce Kunut duâsı okunur.

Aynı şekilde Ramadân ve Kurban bayramlarının namazları da vâciptir.

Kaza Namazı İle Alâkalı Bazı Hususlar

Bir kimse farz olan namazlardan birini kazaya bırakırsa, bunu hatırladığında öncelikle geçirdiği kazayı, daha sonra da içinde bulunduğu vaktin farzını kılar. Bunun aksini yaparsa, önce kıldığı namaz, farz niteliğinden çıkıp iade edilmeyi gerektirir.

Fakat kaza namazını unutup, vaktin namazını kıldıktan sonra hatırlarsa veya vaktin çıkmasına kısa bir süre kalmış ise ya da vitir hariç kaza namaz sayısı altı veya daha fazla ise zikredilen tertip hükmü kalkar.

Kız Ve Erkek Çocuklarının Velilerine Farz Olan Şeyler

Velilerin; mümeyyiz olup, hicrî yedi yaşını dolduran kız ve erkek çocuklarına, namazın hükümlerini öğretmeleri ve namaz kılmayı emretmeleri farzdır. Çocuklar on yaşından sonra namazı terk ederlerse velileri tarafından cezalandırılmalıdır. Bu durum, oruç tutmaya gücü yeten çocuklar için oruç konusunda da geçerlidir.

Ayrıca velilerin çocuklara akâid bilgileri, farzlar ve harâmlar gibi hükümleri öğretmeleri farzdır.

Bir kimse tembelliğinden dolayı namaz kılmayı terk ederse, Müslümandır; ancak halîfe veya halîfe hükmünde olan kimse o kişiyi hapseder ve namaz kılana kadar cezalandırır.

Her Müslüman‘ın, ehline ve onların dışında gücü yettiği herkese namazı emretmesi farzdır.

Yorum Yapın

Yapılan Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış