Cennet; Allâh’ın Mü’minleri ebediyen nimetlendirmek için hazırladığı yerdir. Şu anda vardır ve ebediyen kalacaktır. Allâh-u Teâlâ Âli İmrân Sûresi’nin 133. Ayet-i Kerîme’sinde şöyle buyuruyor: ﴿وَسَارِعُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَاوَاتُ وَالأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِين ﴾ Anlamı:“ Rabbinizin bağışlamasına ve ...

Şefaat”; başkasından, bir başkası için hayrı istemektir. Şefaat, sadece Müslümanlara mahsustur. Peygamberler, ilmi ile amel eden âlimler, şehitler ve melekler şefaat ederler. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: شَفَاعَتِي لِأَهْلِ الْكَبَائِرِ مِنْ أُمَّتِي Anlamı: “Şefaatim, ümmetimin büyük günahkârlarınadır.” Peygamber ...

Cehennem; Allâh-u Teâlâ’nın, kafirlerin ebediyen, büyük günahkâr olan bazı Müslümanların ise bir süre azaplandırmak için yaratmış olduğu yerdir. Cehennemin varlığına iman etmek farzdır. Cehennem şu anda var olup, ebediyen kalacaktır. Allâh-u Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de birçok Ayet-i Kerîme’de Cehennem hakkında şöyle ...

  Mîzan yani terazi; amellerin tartıldığı, ortasında bir direk ve her iki yanında birer kefenin bulunduğu büyük bir cisimdir. Mîzan’a, yani ahiret terazisine iman etmek farzdır.   Allâh-u Teâlâ El-A’râf Sûresi’nin 8. Ayet-i Kerîmesi’nde şöyle buyuruyor: ﴿ وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ ...